BEBEKLİK ve ÇOCUKLUKTA “NESNELERE” OLAN İLGİNİN SEYRİ… FUTBOL AÇISINDAN “TEKNİK VE TAKTİK EĞİTİM ADINA” BURADAN ÇIKARILMASI GEREKEN SONUÇ..

Çocuklar 12 yaşlarına kadar daha çok NESNE ile ilgilidirler. Sadece nesneleri görürler..
Buradan çocuklar nesnelerden başka bir şey görmezler anlamı çıkarılmamalıdır.

Buradan çıkarılacak anlam, çocukların nesnelerin hareketinden, amacından ve işlevinden çok nesnenin kendisine yönelik ilginin daha önem taşıdığıdır.
Bu bağlamda bir nesne olan top, topun farklı kullanım şekillerinden çok daha öncelikli önemlidir.

O yüzdendir ki, çocuklar için varsa yoksa toptur.
Top varsa oyun vardır. Top yoksa oyun yoktur.

Burada “görme” meselesinden kasıt dikkat, ilgi ve ihtiyaç bağlamında bir görmedir.

Çocuklar eğer bir oyunda top varsa veya bir top oyunu içindeyseler tüm ilgileri, dikkatleri ve ihtiyaçları doğrudan toptur. Ona dokunmak, sahip olmak ve bir şekilde ona yakın olmaktır.

Topu görme (topa odaklanma) yani nesnelere karşı görme ve odaklanma 1 yaşlarından itibaren başlar.

Ama hareket etme süreciyle birlikte bu odaklanma ve ilgi anlamlı bir hal almaya başlar.

Ve bu süreç 2-3 yaşlarından, 12 yaşlarına kadar hep bu şekilde devam eden bir süreçtir.

3 yaşlarından ise hareket eden top ve topun hareket etmesi daha ilgi çekici bir hal almaya başlar. Çünkü topu izleyebilme yeterliliği devreye girrmeye başlamıştır.

Bunun anlamı topu yakalama, yakalamak için hareket etme demektir.

Top ile beraber, topu takip etmeden dolayı devreye alanı görme özelliği girer. Alanı görme 3 yaşlarından itibaren başlasa da pek bir anlam ifade etmez. Çünkü alan toptan daha önemli, daha değerli ve daha gerekli değildir çocuk için…

Alan farkındalığı söz konusu değildir. Alan sadece topun hareket ettiği yerden ibarettir.
12 yaşlarına kadar alanı görme, alanın farkına varma yani mekan algısı topu görmeye, top algısına eklenerek ama azar azar gelişerek devam eder.

Özetle çocuk 12 yaşlarına kadar alan, bölge saha için oyun oynamaz. Top için oynar, topa göre oynar ve top ile oynar…

Bu çocuk olmanın ve gelişim düzeyinin bir özelliği olduğu kadar gereğidir de…

Dememiz o ki;

Çocuklar çocukluk süreçlerinin neredeyse tamamında sadece ve çoğunlukla topu görüyor ve topa odaklanıyorlarken bu fırsatı iyi değerlendirmek en doğru, en doğal ve en bilimsel eğitim yaklaşımıdır.

Çocuklar alanı görmeye başlamadan, alan farkındalığı oluşmadan verilecek taktik eğitimlerin çoğu boşa harcanmış emek ve top ile ilişkili hareket becerileri gelişimi açısından kaçırılmış zaman fırsatları demektir.

Özetin özeti benzetmeler ile şu şekilde ifade edilebilir.
Çocuklar kuşa bakarlar kuşun uçuşuna değil.
Uçuşa bakmaya başladıklarından itibaren başka şeyleri de düşünmeye başlamışlar demektir.

Çocuklar arıya bakarlar arının bal yapışına değil, Bal yapmaya bakmak için bal yapmanın ne demek olduğunu anlamaya başladıkları andır.

Ve çocuklar topa bakarlar, topun hareketlerine değil,
Topun hareketleri ile kendi hareketleri arasında bağ kurma başladığında başka işler yapma imkanı ve ihtiyacı da başlar.

Taktik dediğimiz şey “oyun stratejisi” yani oyunu planlanan şekilde ve belirlenen şekilde oynamak demektir. Bunun için topsuz oyun ve top ile oyunun belirlenen hareket formasyonlarına göre oynanması gerekir.
Dolayısıyla çocuğun sadece topa değil, artık kendisine, alana, bölgeye, rakibe ve takım arkadaşına da bakması, görmesi ve daklanabilmesi gerekir..

9 yaşına kadar taktik adı altında çocukları toptan uzaklaştırmamak gerekir..
10-12 yaşlarında ise taktik adı altında çocukların top ile ilgili hareket becerileri ve yaratıcılık özelliklerine ket vurmamak gerekir..

Taktik dediğimiz şeyi çocuğa uydurmalıyız… Çocuğu taktiğe değil..

Kulüp ve takım oyun formatı ve taktik formasyonu 12 yaşından sonra başlayan bir eğitimdir.. Daha önce değil….